Yaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Şubat 2016

Minik Şefin Kostümü


Yaman'ın okulunda mutfak atölyesi başladı geçen hafta. Öğretmenleri bizden mutfak önlüğü ve aşçı şapkası istedi. Burada bu tarz çocuk kostümleri bulunabilecek tek bir mağaza var maalesef, onda da dandik ötesi kumaştan bir takımı 50 TL'ye satıyorlar. O mağazadan almayıp internetten de sipariş verebilirdim tabii, ama bu keyifli ve kolay dikiş projesi fırsatını kaçırmak istemedim. Son zamanlardaki hiçbirşeye yetişememe, dikiş dikememe halime rağmen iki arada oturup diktim.

8 Şubat 2016

Oğluma Atkı-Bere


Her kışa oğluma ve kendime birer atkı-bere örme hevesiyle başlar, genellikle "amaan, hazır alıvereyim!" diye vazgeçerim. Bu kış da öyle geçecekti aslında. Ama geçenlerde sevgili Serra'nın bu yazısındaki atkıyı görüp bayıldım ve bir gazla bu atkı-bere takımına başladım. 

6 Kasım 2015

Seri Üretim


Penye açık ara dikmeyi en sevdiğim kumaş kesinlikle. Hatta overlok makinası almadan önce bile, ne kadar zorlansam da çok severdim. Birkaç yıl öncesine kadar kumaşçılarda, pazarlarda düz renk penyeler bile zar-zor bulunurdu. Neyse ki artık çok fazla renk ve desende bulma imkanı var.

2 Kasım 2015

Yaman 5 Yaşında


Dün akşam Türkiye'de çoğu evde seçim tartışmaları,  bizim evde farklı bir telaş vardı. Kalabalık bir arkadaş grubuyla Yaman'ın doğumgününü kutladık. Çok koşuşturmacalı, oldukça telaşlı ve çok keyifli bir akşamdı. Günümüzü güzelleştiren dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyorum buradan.

21 Haziran 2015

Oğluma Pijama Takımı


Bu harika desenli penyeyi cuma pazarındaki parçacıda bulmuştum geçenlerde. Hem deseni güzel, hem pamuklu hem de yumuşacık, daha ne olsun! Oğluma bir pijama takımı olsun! Hazır kalıp kullanmadım kumaşı biçerken, evdeki bir pijama takımını kullanarak kestim.

18 Ağustos 2014

Hayvanat Bahçesi


Bir önceki postta ve İnstagram hesabımda önizlemesini gördüğünüz pijamalar nihayet blogda. Kumaşların her ikisi de Baykumaş'ın penyelerinden. Hayvan desenli kumaştan daha önce burada bahsetmiştim hatırlarsınız.

14 Ağustos 2014

Bayram-Nişan-Eve Dönüş

Bana göre pek uzun bir aradan sonra yine buralardayım efenim. Bayram-nişan derken üç hafta geçmiş bile. Bayramda eşimin ailesinin yanında Konya'daydık. Sonrasında nişan için Antakya-G.Antep arası mekik dokuduk. Tatilden çok koşuşturma oldu haliyle. İşte bu iki haftanın fotoroman tadında özeti...


Tatilin Konya kısmı aileyle hasret giderme, bol bol yatıp yuvarlanmayla geçti. Bu arada kuzenleri babaanne ziyaretinde olduğu için Yaman epey sıkıldı. N'apsın kuzum, o da kendini yaramazlığa verdi!

21 Kasım 2013

Biraz Da Oğluma...


Yeğenime ve arkadaşların çocuklarına birşeyler dikince içimi hafiften bir suçluluk kapladı. Oğluma eşofman dikmek için uzun zaman önce aldığım polarları çıkardım. Kreşte rahat rahat giysin diye 2 tane eşofman altı diktim. Evdeki hazır bir eşofman altını kullanarak kalıp çıkardım. Belleri de lastikli zaten.

9 Eylül 2013

Kreşin İlk Günü


Bir süredir Yaman'ı kreşe vermeyi düşünüyorduk. Aslında bakıcımızdan çok memnunuz ama kreşi düşünmemizi sağlayan birkaç sebep var: Ailelerimizden uzakta yaşadığımız için doğduğundan beri evde tek başına büyüdü. Bu yüzden de yaşıtlarıyla arkadaşlık kurmakta zorlanıyor, bazen yabanilik yapabiliyor. Kasım ayında 3 yaşını dolduracak, ama hala çok az kelime söylüyor ve çok net anlaşılmıyor söyledikleri. Bir de artık bizimle oynarken sıkılıyor, çocuğa yetemediğimizi düşünüyorum. 

Hasılı, uzun süren kararsızlıklar sonrası içimize sinen bir kreş bulduk ve bugün başladı Yaman. Şimdilik yarım gün gidecek, öğleden sonra yine bakıcısıyla olacak. Sabah bir tedirginlik, pür telaş çıktık evden. Bırakıp çıkınca ağlamadı, bir yarım saat sonra da bakıcısı çıkmış, onda da ağlamamış. Gün boyu da sıkıntısı olmamış neyse ki. Kahvaltıda arkadaşının çikolatalı ekmeğini yemesini saymazsak tabii ;D 

Evden çıkmadan ailece giyinip birkaç fotoğraf çekebildik, ilk gün anısı olarak. O arada bizimkinin peşinden koşup yakalayabildiğim en net pozu bu. Kimbilir ne yaramazlıklar düşünüyor yine!

17 Ağustos 2013

Oh Be! Dünya Varmış!


Ramazan, bayram, hastalık derken denize iyice hasret kalmıştım. Kavuştuk sonunda. Umarım sizin haftasonunuz da benimki kadar keyifli geçiyordur.  Şimdi denize giricem, kaçtım ben!

15 Şubat 2013

Uyku Düzeni Son Durum


Bir önceki posttan devam... Dediğim gibi uykuyu bir rutine oturtmaya çalıştık geçtiğimiz hafta boyunca. İstisnasız her sabah  saat 8'de, öğle uykusundan da kaçta yatarsa yatsın en geç saat 2'de uyandırdık. İlk 2-3 gün çok zordu. Sabahları uyanmak istemiyor, gün boyu huysuzluk yapıyordu. Sonra alışmaya başladı. Bizdeki esas sorun akşam geç yatması olduğu için öğle uykusunu da öne aldık mümkün olduğunca. Öğle uykusundan sonra uyanık kaldığı süre uzayınca erkenden uykusu gelmeye başladı. Şimdi genelde saat 21:30 gibi uyumuş oluyor. Bizim için mucize gibi! Arada direttiği, 22:00-22:30'a sarktığı oluyor elbet. Ama şimdilik gidişattan memnunum. Bu kadar kısa sürede alışabileceğini bilseydim, çok daha önceden yapardım!

Bu arada Yaman'ın uykusuyla uğraşmaktan (ve de işten eve enkaz halinde geldiğimden tabii) neredeyse 10 gündür bloga uğramamışım. Birşeyler de dikemiyorum haliyle. Ama paylaşacaklarım var tabii. Haftasonu fotoğraflanacak, sonra yazılacak.

Herkese iyi haftasonları...

6 Şubat 2013

Uyku Düzeninde İki Yaş Krizi


Yaman doğduğundan beri uyumayı pek istemeyen bir çocuk. Daha doğrusu akşamları erken uyumayı istemiyor. Gece geç saatte yatmak, sabah da geç uyanmak istiyor. Tam gece tipi yani. Babasının uyku düzeni de öyle olduğu için genetik muhtemelen. 

Şimdiye kadar fazla zorlanmadan idare ediyorduk durumu. Sabahları 08.30-09.00 gibi uyanıyor, akşam 22.00-23:00 arası uyuyordu. Fazla zorlamıyorduk biz de. Ama işin içine iki yaş dönemi inatlaşmaları girince bizi tüketmeye başladı bu durum. Artık akşamları uyutmak bir kriz haline gelmeye başladı. Uyku saati yaklaşınca eşimle birbirimize yalvaran gözlerle bakar olduk; "n'olur bugün sen uyut!" diye. Çünkü çok uykusu varken bile, ne zaman uyutmak için odasına götürsek, ayaklanıp koşturmaya başlıyor, oyuncaklarıyla oynamak istiyor. Tekrar yatağına koyunca hırçınlaşıyor, uykusu iyice kaçıyor o zaman. O geç yattıkça hem bize hiç vakit kalmıyor, hem de kalan vakitte birşeyler yapmaya çalışınca geç uyuyor, ertesi gün işe yorgun gidiyoruz.

Bir süredir uyku düzenini nasıl sağlarız diye okuyup araştırıyordum. Ama önerilen yöntemlerin çoğu bizim çocuk yetiştirme tarzımıza uymuyor maalesef. Bizim kültürel yapımız çocuk yetiştirmede katı kuralları kaldırmıyor çünkü. Sonuçta hangimiz çocuğu ağladığında hemen kucaklamıyoruz ki? Bu durumda yatağına bırakıp ağlatmak, en azından benim için, pek uygun bir yöntem değil kesinlikle. Zaten çoğu uzman belirli bir yöntemden çok, çocuğa bir rutin oluşturmayı öneriyor. Hatta neredeyse sihirli bir kelime bu "RUTİN". Sanırım bizim de yapabileceğimiz bu, uyku saatlerini belli bir düzene oturtmaya çalışmak.

Bunu daha önceleri de birçok kez denedik aslında. Ama haftasonu sabahları geç uyanmalar, seyahatler, akşam gezmeleri... Düzeni bozacak birşeyler çıkıyor mutlaka. Zaten bizim oğlan da eski düzenine(!) dönmek için fırsat kolluyor. Ama dünkü krizden sonra, bu kez daha kararlı bir şekilde yeniden denemeye başladık. Çünkü dün gecemiz tam bir kabustu! Saat 23:00'ten 01:00'e kadar uğraştık bizimkini uyutmaya. Evet uyuduğunda saatler tamı tamına 01:00'i gösteriyordu! Biz de hayli gergin ve tükenmiştik haliyle.  Gece de birkaç kez uyandığı halde, ki normalde hiç uyanmaz, sabah erken kaldırmaya karar verdik. Sabah 08:00'de uyandırdık. Öğle uykusunu da 12:00-01:30 arası uyudu. Ve nihayetinde saat 21:30'da resmen sızdı. Şimdi bu saat aralığında bir rutin oluşturmaya çalışacağız. İşimizin çok zor olduğunu biliyorum. Ama uğraşmaya devam. Hem oğlumuz hem de kendimiz için.

Amma uzun yazı oldu, ne çok dolmuşum bu konuda meğer! Buraya kadar gelebilen olduysa, önümüzdeki günlerde gelişmelerden haberdar edeceğim. İyi geceler...

5 Şubat 2013

Haftasonundan / This Weekend

Geçen haftasonuna inat, bol güneşli, erken bahar tadında bir haftasonu yaşadık burada. Kendimizi hemen sahile attık tabii. Bir de sahile yakın parklara. Bundan sonrası fotoroman; martılar, oğlum ve ben...

21 Ekim 2012

Renkli Yağmurlar


Bu kapalı ve kasvetli havada rengarenk bir bulut ve yağmur damlaları getirdim ben size. Gerçi bugünkü hava beni pek sıkmadı. Tersine evde vakit geçirmek, hobi odama girmek ayrı bir keyif oldu bugün. Kışı özlemişim sanırım.

Neyse, sadede geleyim; oğlumun odasına yaptığım basitçe bir kapı süsü bu. Yapılışına gelince...

14 Ekim 2012

Yazdan Kalanlar-Marin Temalı Şort


Yazlıkları ortadan kaldırmadan dikip de eklemediklerimi paylaşayım dedim. Bu şortu geçen ay dikmiştim. Rahat giydiği şortlarından birini kullanarak kalıp çıkardım. Beli lastikli olduğu için dikişi de oldukça kolay oldu. 

10 Ekim 2012

Bursa'dan Bildiriyorum


Bu hafta boyunca yarı iş, yarı tatil Bursa'dayiz ailecek. Dün öğlen saatlerinde Bursa'ya varır varmaz ilk iş IKEA'ya attım kendimi! Neredeyse bomboştu ve ilk kez bu kadar rahat bir IKEA turu atabildik. Tüm yeni ürünleri inceledim rahatça. Oğlumun odasına şirin bir perde, bol bol da beyaz aksesuarlar aldım eve.


Ben reyonları karıştırırken Yaman da babasıyla oyun alanında takıldı. Neyse ki fazla mızıklanmadı bu kez. Genelde çok sıkılıyor kapalı mekanlarda dolaşırken.

Bugün de burada yaşayan arkadaşlarımla buluştuk. Cami ve türbeleri dolaştık. Azıcık da çarşı-pazar. Ama asıl cuma günü ineceğim çarşıya, çünkü yarın toplantı var. Hem kumaşçıları talan etmeden dönmek olmaz Bursa'dan, di mi?

Dipçik: Telefonla çekilen fotolarla ve dilinden hiç anlamadığım bir laptopla zar-zor girdiğim bu postu başarıyla tamamlamış bulunmaktayım. Afferin bana!!!

28 Eylül 2012

İki Yaş Sendromu


Son 3-4 aydır şu meşhuuuur 2 yaş sendromunun sinyallerini vermeye başladı bizim delikanlı. Kendisini ara ara yukarıdaki yüz ifadesiyle görmeye başladık. Tutturmalar, inatlaşmalar başladı anlayacağınız. Henüz konuşmuyor ama ne istiyorsa işaret ederek, bizi elimizden tutup götürerek ve tabii mızıldanarak rahatlıkla anlatıyor. Mesela kapısı kapalı bir odaya girmek istiyorsa elimizi tutup kapının koluna götürüyor. İstediği şey bizim yapmayacağımız birşeyse, asıl tantana o zaman başlıyor işte. Hemen şekil A'daki ifadeyle trajik bir ağlama, işe yaramazsa söylenerek ve küserek içeri kaçma, o da işe yaramazsa kendini yere atıp tepinme şeklinde çeşitli çabalarla şansını deniyor. Bütün bunlara rağmen hala yapmadıysak istediğini, o zaman vazgeçip oyununa dönüyor. Tabii çocuğu olanların çok daha iyi bileceği üzere, bütün bunlara dayanabilmek mümkün olmuyor her zaman. Bazen de dediği oluyor mecburen. Boşuna erken ergenlik demiyorlar, insanın sabrını çok zorladığı zamanlar oluyor. 

Ama genel olarak oldukça sakin ve uyumlu bir çocuk Yaman. O dünyayı tanımaya, etrafında olup bitenleri anlamaya çalışırken, biz de onu tanımaya çalışıyoruz. Ve bunları her düşündüğümde benden önce çocuk sahibi olan arkadaşlarımın söylediklerini tekrarlıyorum içimden; "dünyanın en zor ve en güzel şeyi..." 

6 Eylül 2012

Bayramda Kuzenler Buluştu


Bizim minnoşlar uzun bir aradan sonra bayramda bir araya geldiler nihayet. Hatta bayram sonrası biz Yaman'ı bıraktığımız için iki haftadan fazla zaman geçirdiler birlikte. Ufak tefek kıskançlıklar dışında iyi anlaşıyorlar neyse ki. Tabii bazı temel farklılıkları saymazsak...


Bkz. Kız çocuk-erkek çocuk farkı: Kız çocuk şirinlik yapıp kameraya poz verirken erkek çocuk legoları kameraya fırlatmaktadır!!!


Bazen bir arada büyüyemedikleri için çok üzülüyorum. Sanki büyüyünce yakın olamayacaklarmış gibi geliyor.  Ama yaşam koşulları işte...

Bu arada yeğenimin üzerindeki eteği hatırlayan var mı? İşte burada
yazmıştım. Sağolsun giydi de poz verdi fıstığım.

4 Haziran 2012

Kırmızı Pantolon - Sarı Tayt


Bu aralar oğluma dikiyorum birşeyler. Sonra da yeğenime bir-iki elbise dikeceğim. Bebek-çocuk kıyafeti dikmek çok keyifli gerçekten. Bu pantolonu halen giydiği bir pantolonundan kalıp çıkararak diktim. Kumaşım ince, tiril tiril bir keten.


Cepler için ise daha kalın pamuklu bir kumaş kullandım. Cepleri üstten ekledim. Oldukça kolay oldu o yüzden.


Cepleri süslemek için de daha önce burada kıskaçlarından faydalandığım bir pantolon askısını kullandım. Lastiğinin renkleri tam da uydu pantolona. Bir de denizci tarzı düğme ekleyip tamamladım süslemeyi.


İşte bu da giyilmiş hali. Göbeğini sığdıramadım pantolona ama ;D Bu arada elinde kemirdiği şey benim mini tripodum. Evet, fotoğraf malzemelerim üzerinde çalışmaya devam ediyor oğlum!


Evde giysin diye ince penyeden bir de tayt diktim. Daha önce de dikmiştim bu modelden, poposuna da sünger şablonla kuşlar yapmıştım. Hatta kalıbını nasıl çıkardığımı da anlatmıştım.


Bu seferki sade oldu. Biraz daha penye alıp birkaç tane daha dikmeyi düşünüyorum bu modelden. Kalıbı biraz genişletmem gerekecek tabii.

9 Mayıs 2012

Yaman ve Fotoğraf Makinamın Hazin Sonu


Dün gece bilgisayarda fotoğraflarla uğraşırken makinayı dikiş masasının üzerine bırakmıştım. Yaman uzanabilir diye iyice de arkaya iteledim üstelik. Ama bizim zibidi bir türlü uyumayıp yanıma geldi. Ve ortalığı karıştırmaya başladı hemen. Arkamı dönmemle makinayı çektiğini görmem bir oldu. Ama bu sefer anne reflekslerim yetersiz kaldı ve bizimki uzayıp kısalabildiğini düşünmeye başladığım ahtapot kollarıyla makinayı kayışından tutup attı yere. Gövdeyi kurtardık sanırım ama lensim artık 3 parça!!! Tamir ettirmek yenisinden pahalıya malolacak muhtemelen. Zaten fotoğraf hocam "hiç uğraşma, Eminönü'nden ikinci el bir tane al" dedi. Haftaya da kursun ikinci aşaması başlıyor. Böylece ertelediğim yeni lens alma işini bu hafta halledicem mecburen. Hem yeni lens hem de kırılanın yerine bir tane. Haftasonu İstanbul'dayım, oradan alırım artık.

Çocukla hayat böyle işte, her an tetikte olmak lazım. Birşey de diyemiyorum, desem de anlamıyor henüz. Dikkatli olup büyümesini beklemekten başka çare yok... Of oğlum offff!! Durduk yere masraf çıkarttın anneye!