Chalk paint ile 2. denemem işte bu sehpa. Bekar evinden kalma 4'lü zigonun sağlam kalan en küçük üyesi. Gelelim bu hale gelişinin hikayesine...
Sehpanın önceki hali bu. Oldukça eskimiş ve yıpranmış bir sehpa idi. Özellikle kenarlarındaki yıpranmalar fotoğraftan da belli oluyordur. Tabii ben onu beyaza döndürmeyi kafama koymuşken yeni de olsa farketmezdi ;p
Başlamadan önce ayağındaki ayrılmayı ahşap tutkalı ile sabitledim. İyice tutkallayıp ayakları birbirine iple bağlayarak kuruyana kadar bekledim.
Sadece üstüne zımpara yaptım. Aslında chalk paint ile boyarken zımparaya gerek olmadığı söyleniyor ama benim sehpanın verniği çok kalındı, güvenemedim.
Sıra boyayı hazırlamada. Malzemelerimiz; Polisan Hobby Color su bazlı akrilik boya (daha önce burada kullanmıştım) ve Fleks Fuga, yani bildiğimiz derz alçısı.
Malzemeleri 1:1 oranında (1 kap boya, 1 kap fuga) ekliyoruz. Benim kullandığım gibi kıvamı yoğun bir boya kullanıyorsanız su da eklemek gerekecektir. Ben göz kararı akışkan kıvamda bir boya olana kadar su ekledim. Ve başladım karıştırmaya...
Sevgili Sibel'in de her chalk paint projesinde vurguladığı gibi, çok çok iyi karışması lazım! İnanmayabilirsiniz belki ama işin en zor kısmı burası kesinlikle. Homojen bir kıvam tutturana kadar epey uğraştırıyor. Benimki gibi boya koyu kıvamlıysa fuga topaklanıyor, sonra uğraş dur. Boyarken düzgün bir yüzey ve homojen bir renk olması için bu kısıma biraz dikkat.
Ve o kadar uğraşmama rağmen ilk kat görüldüğü üzere hayal kırıklığı! Ama bu, boyanın evde hazırlanan bir boya olmasından kaynaklanıyor bence. Sonraki katlarda kapanıyor nasılsa, can sıkmaya gerek yok. Zaten ne kadar iyi karıştırırsanız karıştırın boyanan yüzey pütürlü oluyor neticede, karatahta gibi yani. Ben 3 kat boyadan sonra yüzeyi su zımparası ile (en ince zımpara) düzelttim. Sonra da daha kalın bir zımpara ile eskitmeleri yaptım. Eskitme için önceden mumlamaya falan gerek yok. Boyanın özelliği gereği kolay eskitme yapılıyor zaten.
Fotoğrafını kendim çekmeyi unutmuşum, kullandığım cila da bu: HG Balmumu Cila. Mobilyanın üzerine döküp, bir bez yardımıyla yüzeye yediriliyor. Yalnız çok fena tiner kokuyor! Ben kapalı balkonda çalıştığım halde evden bile günlerce çıkmadı koku. Mutlaka açık alanda yapılmalı bu işlem.
İşte yakın plan son hali. Bu arada artan boyayı da atmadım tabii. Sehpanın üzerindeki saksı dahil ufak-tefek pek çok eşyayı da beyaza döndürdüm bununla.
Bu iki yenilemeyle hiçbirşeyin göründüğü kadar kolay olmadığını anladım bir kez daha. O yüzden de mobilya yenileme işleriyle uğraşan arkadaşlarıma hayranlığım daha da arttı.
Umarım anlaşılır ve faydalı bir yazı olmuştur.


















