Ve Orta Avrupa gezimizin son durağı Viyana; gecesi ayrı, gündüzü ayrı güzel, sanatın, tarihin ve ihtişamın şehri...
Gezdim Tozdum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gezdim Tozdum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Aralık 2015
Orta Avrupa Gezimiz 3 - Budapeşte
Yine az laf, çok fotoğraf ile Orta Avrupa'nın kesinlikle en çok sevdiğim şehrinde sıra. Tuna nehrinin ayırdığı Budin ve Peşte şehirlerinin birleşmesiyle oluşmuş bir şehir Budapeşte. Macarlar biraz bize benziyor diye mi bilmem, şehrin dokusu, havası çok cezbetti beni. Mutlaka yeniden gidilecekler listesinde.
1 Aralık 2015
Orta Avrupa Gezimiz 2 - Prag
Aziz Vistus Katedrali
Prag tam anlamıyla bir görsel şölen gerçekten. Gecesi ayrı güzel, gündüzü ayrı. Denildiği kadar varmış, gerçekten de bir "müze şehir" fotoğraf çekmekten yoruluyorsunuz, o denli! Çektiğim fotoğraflardan birkaçı ile mini gezi yazımı yazmış olayım...
30 Mayıs 2013
Hola Valencia!
Yoğun iş koşuşturması arasında 3 günlük bir mola verdim geçen hafta. Gezi arası iş(!) için Valencia'daydım. Baştan uyarayım, benden bir gezi yazısı beklemeyiniz efendim. Şehirle ilgili internette bol bol bilgi ve fotoğraf var. Ben sadece gördüklerimi, sevdiklerimi yazacağım.
Endülüs'e gideceğim için çok heyecanlıydım aslında. Ama internetten biraz araştırınca Valencia'da Endülüs Emevilerinden kalma binaların tamamen yıkıldığını öğrenmek hayal kırıklığı oluşturdu biraz. Ne de olsa Avrupa'nın tarihi açıdan farklı yapıda bir bölgesi. Neyse ki gördüklerim beni fazlasıyla mutlu etmeye yetti. İlk dikkatimi çeken çok temiz ve düzenli bir şehir olması oldu. Binaların çoğu üstteki gibi, tuğla kaplı ve bol sardunyalı. Bir Akdeniz ülkesinde olduğunuzu hissettiriyor.
7 Mayıs 2013
Geyikli Dalyan Köyü - Sekiz Yıl Sonra Yeniden
Dalyan Köyü'ne tam sekiz yıl önce gelmiştik eşimle. O zamanlar evli değildik henüz. Köye ve nefis balıklarına hayran kalmıştık. "Bu haftasonu ne yapsak" diye düşünürken aklımıza düştü yeniden.
Çanakkale'ye yaz geleli epey oluyor ama Dalyan'da deniz sezonu açılmış neredeyse. Hava rüzgarlı olmasına rağmen çok sıcaktı. Gitmişken 8 yıl önce balık yediğimiz iskeledeki balıkçıyı da bulduk, balıkları indirdik mideye. Tabii sezondaki kadar lezzetli değillerdi, ama yine de manzaraya karşı keyifliydi.
Balıktan sonra da nargile-çay-dergi keyfi. Yaman izin verdiği kadar tabii...
10 Ekim 2012
Bursa'dan Bildiriyorum
Bu hafta boyunca yarı iş, yarı tatil Bursa'dayiz ailecek. Dün öğlen saatlerinde Bursa'ya varır varmaz ilk iş IKEA'ya attım kendimi! Neredeyse bomboştu ve ilk kez bu kadar rahat bir IKEA turu atabildik. Tüm yeni ürünleri inceledim rahatça. Oğlumun odasına şirin bir perde, bol bol da beyaz aksesuarlar aldım eve.
Ben reyonları karıştırırken Yaman da babasıyla oyun alanında takıldı. Neyse ki fazla mızıklanmadı bu kez. Genelde çok sıkılıyor kapalı mekanlarda dolaşırken.
Bugün de burada yaşayan arkadaşlarımla buluştuk. Cami ve türbeleri dolaştık. Azıcık da çarşı-pazar. Ama asıl cuma günü ineceğim çarşıya, çünkü yarın toplantı var. Hem kumaşçıları talan etmeden dönmek olmaz Bursa'dan, di mi?
Dipçik: Telefonla çekilen fotolarla ve dilinden hiç anlamadığım bir laptopla zar-zor girdiğim bu postu başarıyla tamamlamış bulunmaktayım. Afferin bana!!!
5 Eylül 2012
Upuzuuuun Tatil Sonrası Buradayım
Bayramda aile ile hasret giderme, bayram sonrası bir İtalya gezisi, sonrasında da evlilik yıldönümü kutlaması için ufak bir İstanbul tatili... Yaklaşık üç haftadır yorucu ama keyifli bir tatil yapıyoruz eşimle. Bayramda memlekete gidip, Yaman'ı anneannesine bıraktık. İki yıl aradan sonra ilk kez oğlumuzdan bu kadar ayrı kalıyoruz. Bu kadar özleyeceğimi düşünmemiştim, çok zor oldu gerçekten.
İtalya tatilimiz, klasik tur rezillikleri dışında bizim için çok keyifli geçti. Tur ekibine hiç takılmadan, sadece uçak bileti ve otelden yararlanıp heryeri kendimiz gezdik. Zaten detayları uzun uzun yazacağım ilk fırsatta.
Paylaşacak çok şey birikti, hobi odama da dönüş yaptım ufaktan. Hepsi gelecek sırayla. Sizleri okumayı da çok özledim.
E hadi hoşbuldum madem ;D
16 Temmuz 2012
Hergün Tatilde Olmak
Oldum olası özenmişimdir içinden denize girilebilen şehirlere ve bu şehirlerde yaşayan insanlara. Şimdi ne kadar şanslıyım ki, ben de böyle bir yerde yaşıyorum. canımız ne zaman isterse, hafta içi-hafta sonu, mayomuzu, terliklerimizi giyip, oğlumun kovalarını yüklenip atıyoruz kendimizi sahile. Çünkü evimizin önü dahil heryer plaj burada. Hele birkaç kilometre yol yapınca daha da temiz plajlar bekliyor bizi.
Hergün sokakta oynayabildiği, denize girebildiği, sahilde özgürce koşabildiği için de çok mutlu oğlum. Aylar sonra özellikle onun için alınmış bu taşınma kararımızın ne kadar yerinde olduğunu anlıyoruz. Tabii sadece oğlum değil, biz de çok daha rahat ve huzurluyuz burada. Yaşadığı yerde mutlu olmayan herkes bizim gibi hayallerine kavuşur umarım.
27 Mayıs 2012
Yaman'la Sahilde Gezmek
"Olleeeey, deniz!! Şimdi bi atlarım suya, şıpır şıpır oynarım. Baba bıraksana yaaa!"
"Neyse yerden bişeyler toplıyim bari. İzmarit, gazoz kapağı, poşet hepsini toplamam lazım."
"Anne çekilsene bi önümden! Orda bi izmarit vardı, üstüne basıyosun. Offf, bunlarla da birşey yapılmaz arkadaş!"
"Neyse, biraz oturup kumlarla oynayayım da dinlensin acık garipler. Sonra uyutup kaçarım denize yine ;p"
25 Temmuz 2011
Tatil Bana Güzel
Kendim gibi eşimin ve oğlumun fotoğraflarını da paylaşmayı tercih etmiyorum biliyorsunuz. Ama hem blogger arkadaşlardan, hem de sık görüşemediğimiz arkadaş, eş-dosttan çok soran oluyor, "arada fotoğraflarını koy da özlem giderelim" diyorlar. Bu yüzden bu seferlik bir istisna yapıyorum ve oğlum için yüzmek ve oynamakla, bizim için de haliyle ona hizmet etmekle geçen ilk tatilimizi onun fotoğraflarıyla, fotoroman tadında özetliyorum. İşte oğlumun gözünden tatilimiz;
"Aslında burdan atlasam karşıya kadar yüzerim ki."
"Bu kadarcık ördek bile yüzebiliyorsa benim bu kavanoz kadar havuzda ne işim var baba?!"
"Hah şöyle! Devam et kaptan!"
"Havuz yormuş, acık kestireyim."
"Acık da iskelede şekerlemece.."
"Sence de güneşten korunmayı abartmıyor musun anneee! Çıkar şunu da yüzümü görsünler."
"Merhaba millet!"
"İki hizmetkarla tatil süper oluyormuş. Tavsiye ederim valla!"
2 Haziran 2011
Plaj Elbisesi, Çantası ve Kısa Bir Tatil
Bu elbise ve çantayı dikeli 2 yıldan fazla oluyor. Hala her tatilde severek kullandığım bir ikili. Nasıl olduysa buraya eklememişim. Haftasonu eşimin bir toplantısı vesilesiyle ufak bir tatil yapma fırsatımız olacak. Çanta hazırlarken bunları da fotoğraflayıp ekleyeyim dedim.
Bu arada emzirdiğim için eski bikinilerimin üst kısımları hep dar geldi. iki gün önce bikini için alışverişteydim. Aynadaki görüntümden pek hoşlanmadım doğrusu. Sorun kilolar değil, pek bir kilom kalmadı zaten. Vücudun şekli bariz değişiyor doğumdan sonra. Çatlaklar olmadı bende. Ama hafif sarkmalar var. Bir de benim kalıtsal olan, 20'li yaşlardan beri var olan varis sorunum var. Haliyle hamilelikte iyice arttı. Neyse onun için randevu aldım, en kısa zamanda tedaviye başlıyorum. Tedavinin sonucunu da yazarım burada. Pilates'e de devam, moral bozmak yok!
02-06-2011
13 Mayıs 2011
Oğlumun Çayır Çimen Keyfi
Geçen cumartesi sıcak havayı görünce çayıra vurduk kendimizi. Fotoğraflar Florya Atatürk Ormanı'ndan ve eşimin oyuncağıyla (Nikon D 60) çekildikleri için de haliyle baya bi farklılar.
Bu da ilk kez çimen görmüş sarı böcüğüm! Çimenleri önce iyice bir inceledi, sonra da koparıp ağzına sokmaya çalıştı safım ;p Açık havayı çok seviyor, alışveriş merkezlerinden de resmen nefret ediyor. Alışveriş merkezinde bir saate kalmadan mızıldanmaya başlıyor. Ama dışarı çıkınca hiç sesi çıkmıyor. İnanılır gibi değil, parmak kadar veledin tercihleri var ;D
Umarım bu haftasonu da hava böyle güzel olur. Zaten bebek dolayısıyla fazla dışarı çıkamadık bu kış. Bir de havalar bir türlü ısınmayınca bunaldım iyice.
13-05-2011
13 Haziran 2010
Döndüm Beeeen!
Sonunda döndük ama İstanbul'un kalabalığı ve sıcağı karşıladı bizi hemen. Bir haftadır öyle sessiz, öyle huzurluymuşuz ki, havaalanından eve gelinceye kadar gürültüden kafam patladı resmen!
Tatil fotoğraflarına ve izlenimlerime başlamadan önce sizi uyarmalıyım: bizim eşimle tatil anlayışımız toplum geneline göre oldukça farklıdır. Genelde sezon dışında (Haziran, Eylül), kuş uçmaz-kervan geçmez, hatta çoğu kimsenin adını bile bilmediği yerlerde yaparız tatillerimizi. Neden mi? Tabii ki kalabalığa ve gürültüye maruz kalmamak için. Yanımıza bilgisayarımızı, DVD'lerimizi, ufak ses sistemimizi ve kitaplarımızı alır keyif yaparız bol bol.
Bir defa sosyetik sahillerin birinde bir Beach Club'a gidelim dedik, bin pişman olduk. Anlayacağınız tatil köyleri, büyük oteller, müzik, kalabalık bize göre değil pek. Müzik dinlemek ve eğlenmek istediğimizde İstanbul'dan iyisi yok zaten. Balayımızda bile koca plajda bizden başka 8-10 kişi vardı! Bu yüzden bize uyup da her gittiğimiz yere gitmeyin, sıkıntıdan ölebilirsiniz ;p
Bildiğiniz üzre bu sefer rotamız Datça idi. Datça'ya ulaşım biraz sıkıntılı. Bodrum'dan feribot ile geçebiliyorsunuz ama feribot saatleriyle uçak saatleri uymuyor genelde. Biz Dalaman'a uçup oradan Havaş ile Marmaris'e geçtik. Sağolsun pansiyon sahibimiz bizi buradan aldı. Ama otogardan otobüsler de var. Neticede uçaktan indikten sonra sizi orman ve deniz manzaralı, bol virajlı, yaklaşık 3 saatlik bir yolculuğuın beklediğini hesaba katın mutlaka.
Yine başbaşa sessiz bir tatil yapacağız derken, bu kez bizi bir sürpriz bekliyordu; pansiyon sahiplerimizin İngiltere'den aile dostları vardı misafir olarak. Öyle sıcakkanlı, öyle içten ve öyle komik insanlardı ki, İngiliz olduklarından şüphe ettim uzun süre. Birlikte yemeklerimiz, deniz keyfimiz ve gece sohbetlerimiz tadına doyulmazdı. Hele de bıcır bıcır konuşan, şirinlik abidesi torunları.. İnşallah en kısa zamanda misafirimiz olacaklar İstanbul'da.
"Her işte bir hayır vardır" sözünü defalarca tekrarlayarak ve edindiğimiz güzel dostlukların keyfiyle Dubrovnik turumuzu iptal ettiği için Pronto Tur'a teşekkür edeceğiz nerdeyse!!
Ve işte fotoğraflar;
Pansiyonumuz bu binada bulunan oldukça konforlu üç oda ve bahçe içindeki 5 bungalovdan ibaretti. Biz burada kaldık. Bahçede bir sürü badem ağacı, meyve ağaçları ve her türlü sebze vardı. Sabah kahvaltıya bahçeden meyvelerimizi kopartıp gidiyorduk.
Nerdeyse tamamı bize ait olan plajımız...
Akşam yemeği sonrası keyifli sohbetlerimizden bir manzara...
Bahçemizdeki bademler... Mmmmmm, nefislerdi!
Knidos Antik Kenti'nin bulunduğu koy... Antik kentteki kalıntılar pek iyi durumda değildi ama koyun güzelliği büyüledi bizi.
Ve eski Datça... Daracık, şirin sokakalarında dolaşmaya, elişi dükkanlarını karıştırmaya, keklerine ve limonatasına doyamadık.
Ve bu harika fotoğraf için canım eşime buradan tekrar kocaman bir teşekkür ;D
PEK MÜHİM NOT: Blogumun 1. yılı için yaptığım çekilişin bitmesine 3 gün kaldı. Yorumlar buraya lütfen...
13 Haziran 2010 Pazar
13 Haziran 2010 Pazar
26 Mayıs 2010
Şile Sefası
İlk defa gittiğim Şile'ye tek kelimeyle hayran kaldım. Tabii sezonda, insanlar üstüsteyken görmek bile istemem o ayrı.. İlk gün hava hafif kapalı olmasına rağmen oldukça ılıktı. Bol bol yürüyüş yaptım ve sahilin, sessizliğin tadını çıkardım. Pazar günü neredeyse sıcaktan kavrulduk diyebilirim. Zaten fotoğraflardan da belli oluyordur havanım farklılığı.
İlk fotoğraf odamızın camından limanın görünüşü. Şile Değirmen Otel manzarası, hizmeti, nefis yemekleri ve profesyonelliğiyle hepimizin gönlünü fethetti, şiddetle tavsiyemdir.
Bu arada fotoda görülen go-kart pisti, çok çekişmeli ve bir o kadar da komik bir yarışa da evsahipliği yaptı ;D
Fazla söze ne hacet... İstanbul'a zor döndüğümü söylememe gerek yok heralde. Bundan sonra ilkbahar ve sonbaharda vazgeçilmez adresimiz olacak Şile.
NOT: "Bazı fotoğraflar süper, bazıları o kadar iyi değil" diyenler bu yazıma bir göz atsınlar lütfen ;p
26 Mayıs 2010 Çarşamba
24 Mayıs 2010
İlkay'cımla Cuma Pazarında Sapıtmaca
Cuma günü canım arkadaşım İlkay'la Cuma pazarı yollarına düştük sabahın köründe. O Eminönü'nden ben Bakırköy'den gideceğimiz için Kadıköy iskelede buluştuk. Benim nasıl bir kumaş canavarı olduğumdan ve cuma pazarının ne menem bir yer olduğundan habersiz arkadaşım benim pazarda kendimi kaybetmeme maruz kaldı. Daha doğrusu birlikte delirdik demek lazım. Kumaş yığınlarını ve fiyatlarını görünce kendimizi kaybettik! Nasıl o tezgahtan ona saldırdığımızı görmeliydiniz ;p
Hamilelik dönemi için bol bol penye kumaş topladım. Elbise ve tunik olacaklar en kısa zamanda..
İşte o günün fotoromanı;
Canım arkadaşım yine eli boş gelmemiş, bana kendi elleriyle yaptığı bu güzelliği, bir o kadar sevimli paketinde getirmiş. Tekrar çok sağol tatlım ;D
Hediyeme dolmuşta bol bol sevindikten sonra hemen kendimizi kumaşların arasına attık tabii. 1 Liralık tezgahlardan fıstık gibi kumaşlar bulduk İlkay'cıma. Güzel masa örtüleri dikecek inşallah..
Ben de kıskanıp aynı kumaşla poz verdim!
Bu iki penye kumaş neredeyse 3'er metre ve tanesi 2 TL. Şaka gibi!
Sarı olan çok ince bir jarse, çizgili olan da yine penye. Yine kocamanlar ve tanesi 2 TL!
Bu ikisi daha küçük kumaşlar. Şal-fular gibi birşeyler yapmayı düşündüm, ama fikrim değişebilir. Tanesi 50 kuruş.
Dolaşırken gördüğüm harika papaz eriklerine dayanamadım ve hamileliğin gereğini yerine getirerek hepsini tek başıma mideye indirdim!
Bu cici elbise 3,5 TL olması nedeniyle alındı. İnanılmaz rahat.
Birsürü güzel malzemenin arasından ben bunları seçtim. Bakalım ne olacak, nerelere dikilecekler?
Tam çıkarken bu güzelliği 5 TL'ye bulunca almadan geçemedim tabii.
İşte böyle... Bol alışveriş, bol sohbet, bol kahkaha günün özeti. En kısa zamanda tekrarlamalıyız tatlım. Kime verdiğini hatırlamadığın sözü tutalım, bu yaz gezelim bol bol ;D
İlkay'cımın yazısını okumak için BURAYA, diğer fıstıklarla beraber olan buluşmamızı hatırlamak için de lütfen BURAYA...
Bu arada haftasonu süperdi, fotoları toparlayıp yazacağım en kısa zamanda ;D
24 Mayıs 2010 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



